SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1496 nolu Hadis’in İzahı:

 

Hilâl b. Ümeyye hadisini Hz. İbni Abbâs'dan, Buhari: «Tefsir», «Talâk» ve «Şehâdât» bahislerinde; Ebû Dâvûd «Talâk»da; Tirmizî «Tefsîr» ve «Talâk» bahislerinde muhtelif lâfızlarla Muhammed b. Beşşâr'dan tahric etmişlerdir

 

Hz. Hilâl Ensârdandır. Evvelce müslürnan olmuş; Bedir ve Uhud gazalarına iştirak etmiştir. Tebûk gazasına gitmeyen, fakat sonra da afva mazhar olan üç kişiden biridir.

 

Mukaatil'in beyânına göre karısının ismi Havle binti Kaysdır. Havle binti Âsim olduğunu söyleyenler de vardır. O da Ensârdandır.

 

Şerîk b. Sehmâ: Sahabeden olup Âsim b. Adiyy'in amcası oğlu ve Berâ'b. Mâlik'in anne bir kardeşidir. Ensârın müttefiklerindendi. Sehmâ annesinin lâkabıdır. İsmi Lebîbe binti Abdillah'dır. Babasının adı da Abede b. Muattib'dir.

 

Şerîk'in yahudi olduğunu söyleyenler de bulunmuşsa da Kaadî İyâd bu iddianın bâtıl olduğunu bildirmiştir.

 

Bu hadîsi Ebû Dâvûd, biri Muhammed b. Beşşar. diğeri Hasan b. Alî'den olmak üzere iki tarîkten rivayet etmiştir. Bu bâbtakî rivayetlerin mecmuundan anlaşıldığına göre Hilâl b. Ümeyye kıssası şöyle cereyan etmiştir :

 

Hz. Hilâl tarlasından yatsı zamanı evine dönmüş; ve karısını Şerîk ile zina ederken gözü ile görmüş; kulağı iîe işitmiş. Fakat ses çıkarmamış. Sabah olunca Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek hâdiseyi anlatmış. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu haberden hoşlanmamış. Hilâl'e :

 

«Yâ beyyîne getirirsin yahut sırtına dayak vurulur !» demiş. Hilâl buna mukabeleten :

 

— Seni hak dinle gönderen Allah'a yemîn ederim ki, ben doğruyu söyledim. Allah elbette benim sırtımı dayaktan kurtaracak bir hüküm indirecektir; demiş. Bunun üzerine Cebrail (Aleyhlsselam) inerek lîân âyetlerini getirmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den vakî hâîe geçince Hz. Hilâl'e :

 

«Müjde yâ Hilâl! Allah sana ferahlık ve çıkar yol halk etti.» buyurarak inen âyetleri kendisine okumuş. Hilâl :

 

  Ben zâten Rabbimden bunu bekliyordum; demiş. Sonra Hilâl'in karısına haber göndermişler. Kadın gelince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) âyetleri ona da okumuş; ve âhîret azabının dünya azabından daha şiddetli olduğu ikisine de hatırlatarak nasihatlerde bulunmuş. Hilâl:

 

  Vallahi bu kadm hakkında ben doğruyu söyledim; demiş. Kadın ise kocasının yalan söylediğini iddia etmiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

«Bunların arasında liân yapın!» buyurmuşlar. Evvelâ Hilâl'den şehâdet istenmiş. Hilâl doğru söylediğine dört defa şehâdette bulunmuş. Beşinciye sıra gelince; Hüâl'e: Yâ Hilâl! Allah'dan kork, çünkü dünya azâbı âhiret azabından ehvendir; bu şehâdet sana azabı icâb eder; demişler. Hilâl:

 

  Vallahi bundan dolayı Allah bana hadd vurdurmadığı gibi, beni azâb da etmez; diyerek beşinci şehâdetini de yapmış. Arkasından kadına: Sen de şehâdet getir; demişler. O da kocasının yalancı olduğuna dört defa şehâdette bulunmuş. Beşinciye sıra gelince, ona da kocasına yapılan telkînât yapılmış. Kadın bir an durakladıktan sonra :

 

  Vallahi ben kavmimi kepaze edemem; diyerek beşinci şehâdetini getirmiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları bir­birlerinden ayırmış; ve çocuğun bundan böyle baba adı ile çağırılmamasına, kadma ve çocuğuna kimsenin dil uzatıp isnâdda bulunmamasına; bu gibi hareketlerde bulunanlara hadd vurulacağına, karı koca boşanmadan birbirinden ayrıldıkları için kadına mesken ve nafaka verilemeyeceğine hüküm buyurmuş. Çocuk sarışın, çantıları çıkık, kanbur ve ince baldırlı doğarsa Hilâl'e; esmer, kıvırcık saçlı, dolgun vücutlu, kalın baldırlı, düzgün çantılı doğarsa maznuna yâni Şerîk'e âid olacağını bildirmiş. Neticede kadın Şerîk'e benzeyen bir çocuk doğurmuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu haber alınca:

 

«Ah şu yeminler olmasaydı ben bu kadma yapacağımı bilirdim.» demiş. Ikrime'nin beyanına göre doğan çocuk sonra Mısır'a vâlî olmuş.

 

Liân âyetlerinin sebeb-i nüzulü hakkında ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Bâzıları Uveymir-i Aclânî hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Delilleri:

 

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Hz. Uveymir'e daha önceden :

 

«Seninle refikan hakkında Allah âyet indirdi.» buyurmasıdır. Cumhuru ulemâya göre liân âyetleri Hilâl b. Ümeyye kıssası için nazil olmuştur. Çünkü babımız hadîsinde Hz. Hilâl için: «İslâmda ilk liân yapan adamdı.» denilmiştir. Şâfiîler'den Mârûdî: «Bu iki zât hakkında nakiller birbirine benzer ve karışıktır» demiş; ibni Sabbâğ ise Hilâl kıssasının âyetin onun hakkında indiğine delâlet ettiğini söyledikten sonra: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Uveymîr'e:

 

«Seninle refikan hakkında Allah âyet İndirdi.» buyurmasının mânâsı: Hilâl kıssası için indirilen âyetler demektir. Zîra bunların hükümleri bütün müslümanlara âmm ve şâmildir. Nevevî'ye göre her ikisi için birden inmiş olabilir. İkisi de aynı meseleyi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yakın zamanlarda sormuşlardır. Evvelâ Hilâl sormuşsa da araları yakın olduğu için âyetler ikisi hakkında nazil olmuştur, denilebilir. Hüküm itibariyle bu rivayet de öncekiler gibidir.